Kovulmak Artık Daha Kolay

2 Mayıs 2020 - Uğur Durak

Böyle bir başlık attığım için kusura bakmayın ama uyarması bizden. Arkadaşlar, artık eskisine göre daha kolay işsiz kalacaksınız.

Dünya ve ülke ekonomisi  “Corona / Covid19” sayesinde büyük yaralar aldı.

Hele ki taşıma suyla dönen bizim gibi ülkelerde ne yazık ki işler daha da çıkmaza girdi. Sistemin çarklarında bulunan sorun her geçen gün, şiddetini arttırarak karşımıza çıkmaktadır.

Özellikle bu yazıyı banka ve finans sektörlerinde çalışan “Beyaz Yakalı” dostlarım için hazırladım. Son 5 sene içinde kademeli olarak personel azaltma süreci, ne yazık ki 2020 yılsonu itibariyle kademe filan dinlemeyecek.

Bankalarda çalışan arkadaşlarıma en büyük tavsiyem, yarın çok geç olmadan hemen “kişisel gelişim” konularında kendilerine yatırım yapmaları yönünde olacaktır.

Bildiğiniz üzere Corona salgını neticesinde piyasalar alt üst oldu. Bankacılık ve finans sektörü derin yaralar aldı. Patronlar bu durumdan çok şikâyetçi ve günün sonunda zarar etmeden, daha çok parayı cebe nasıl indirebilirizi düşünüyorlar.

Her zaman en kolay olan, ilk akla gelendir. “Personel Çıkartmak”

Fakat “personel çıkartmak” eskisi gibi kolay değil. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve devlet yönetimi bu konuda salgın başladığından itibaren çok yerinde kararlar alarak işsizliğin ve bilinçli olarak “personel çıkartmanın” önüne geçmek istiyor.

Bu durumda elleri kolları şimdilik bağlı kalan patronlar ise işin kolay yolunu bulmuş durumda ve bu kolay yöntem yasalar gereği serbest. Kısacası patronlar “kovmak” isterse, önlerinde engel yok!

İş Kanunu 25/2 – Kabusunuz Olacak..!

Malumunuz ofisler, işyerleri artık ya kapalı ya da yarı zamanlı olarak faaliyet gösteriyor. Özellikle banka ve finans çalışanları için modern çağın kelepçeleri çalışanların evlerinde ve iş ortamı evlerimizin salonuna kadar girmiş duruda…

Patronlar, işyerinde gösterilen performansın daha fazlasını çalışanından istiyor. Dizüstü bilgisayarlar, tabletler çalışanların artık vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Bunca koşuşturma içinde çalışan öncelikle sağlıklı kalmaya, fazlasıyla da iş yetiştirmeye çalışırken ne yazık ki piyasa şartları olumsuzlukları getirmeye başladı.

Sat, sat , daha çok sat…! Satış baskısı altında ezilen çalışanların en büyük korkusu işsiz kalmak oldu. Performans yetersizliği, norm kadro fazlalığı gibi İş Kanunun 17 ve 18 maddelerine atıfta bulunarak işten çıkartılma her ne kadar son bulmuş olsa da esas sıkıntılı işten atılma konusu İş Kanunu 25/2 de saklı.

Kıdem ve ihbar tazminatı dahi ödemeden çalışanı kapının önüne koyan bu madde son 1 ay içinde yüzlerce çalışanı “İŞSİZ” bıraktı.

İş Kanunu 25/2 nin şartlarını etik ve ahlakı değerlere dayanmakla birlikte, işverene korona günleri içinde personel çıkartmak için üstü kapalı müthiş haklar tanımaktadır.

Bu süreçte çalışanları bir anda kapının önüne koyan bu şartlara gelin hep beraber bakalım;

  • İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması.

  • İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

  • İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

Yukarıda bahsettiğim 3 madde, 25/2 İş Kanunu içinde özellikle bugünler için biçilmiş kaftan gibidir. Neden mi?

Korona salgını nedeniyle zaten evlere hapsolmuş olan çalışanlar, bu gergin dönemde istemeden de olsa en ufak dikkatsiz konuşmasında işsiz kalmaktadır. Kaldı ki işveren, çalışanına tuzak kurup kendilerine söylenebilecek her şeyi kayıt altına almaktadır. Siz istediğiniz kadar özür de dileseniz artık iş işten geçmiştir. Kendinizi affettirinceye kadar çoktan işsiz kalırsınız.

Şubeler, ofisler boşaldı fakat “satış baskısı” hız kesmeden devam ediyor. Bölge ve segment müdürleri, personeli mail ve telekonferanslarla sürekli olarak taciz etmektedir. Satış yapmadığı veya sürekli olarak uyarılmış olmasına rağmen gereken başarıyı sağlamadığı için birçok personel yine bu maddeye bağlı kalınarak işsiz bırakıldı.

Banka tarafından size bu dönemde verilen İpad ve bilgisayarlara gözünüz gibi bakın. Onlar sizin hem kelepçeniz, hem de iş yerinde kalmanız için sigortanızdır. Üzerine sıvı dökmeyin, çocuklar izlesin diye evlatlarınıza vermeyin, iş saati dışında film izlemek için kullanmayın çünkü bu saydıklarım yüzünden iş akdi son bulan çalışanlar var.

Diyelim ki…! İş kanunu 25/2 yüzünden işsiz kaldınız. Ne yapacaksınız?

Kendinizi suçlamayın, bunun normal bir süreç olduğunu düşünün, hemen iyi bir avukatla iletişime geçin, her ne kadar adli süreç bu günlerde durmuş olsa da bu sizin karşı savunmaya geçmenizi engellemez.

Haklılığınızı ispat etmek ve bunu ortaya çıkartmanız en az (iyimser tahminle) 1 sene olacaktır. O yüzden kendinize ve hayata küsmeden yeni plan ve projeler için harekete geçin.

Her konuda krizleri fırsata çevirmeyi kendine görev edinmiş olan “Türk Ticari Kafası” artan maliyetler, düşen satışlar ve ödenmesi gereken maaşlar karşısında, en önemli ve kolay yöntem olarak “personel çıkartmayı” seçecektir. Bu süreç içinde de buna en iyi uyan yöntem ve kuralına uygun madde 25/2 dir.

Sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmenizi dilerim. Lütfen ama lütfen işsiz kalırsam ne yaparım diye hayatı kendinize zindan etmeyin. An da kalın. Kendinize değerli olduğunuzu hatırlatın.

İşsiz kalmak ve işsizlik, çok zor..!Bende bunları yaşadım.

Unutmayın ki maaşlı çalıştığınız iş, sizin kendi işiniz değildir. “Her canlı nasıl ki ölümü tadacaksa, her beyaz yakalı da kovulma ve işsiz kalmayı bundan sonra ki ekonomik konjonktür de tadacaktır” Umarım, bu yazıyı okuyanlar deneyimlemez. Fakat görünen köy de kılavuz istemez.

Saygılarımla,

Uğur Durak