Yaşamda Altın mısın Yoksa

Demir misin?

26 Mart 2020 - Uğur Durak

Demir, atom numarası 26 olan kimyasal elementtir. Bu element tüm dünyada betimleme ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Demir; güç ve dayanıklılığın bir sembolü olarak hemen her kültürde yerini almıştır.

Bu element için bizim güzel Türkçemizde de atasözleri bulunmaktadır. “İşleyen demir pas tutmaz” atasözü daha ilkokul yıllarında aklımıza kazınmıştır. Demir elementinin gücüne kayıtsız kalmayan Hollywood sineması bile bu konuda kendi  kahramanını (Iron Man) yaratmıştır.

Altın, atom numarası 79 olan kimyasal elementtir. Bu element tüm dünyada zenginliğin, paranın ölçüsü olarak kullanılmaktadır. “Altın”, sıfat olarak kullanıldığında önüne geldiği kelimenin anlamını güçlendirir.

Yaşamda, iş hayatında bu elementlerden hangisi olmak istersin?

Altın mısın, yoksa Demir mi?

Demir;

  • Demirin en büyük düşmanı oksijen’dir. Bu nedenle ne kadar güçlü bir demir olsan da oksijen atomu senin her zaman en büyük düşmanındır.

  • Oksijenden korunmak için üzerine astar da atsalar, boya da sürseler nafiledir.

  • Oksijenden kaçamazsın, ufak bir boşluğunu bulduğunda seni içten içe çürütecek olan oksijendir. Oksitlenmeye başladığın anda gücünün kıymeti kalmayacaktır.

  • Havada beşte bir oranında bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan oksijeni, hayatın içinde çevremizde yer alan ailemiz ve dostlarımız dışında kalan diğer insanlar olarak kabul edersek, demir olmayı seçenlerin her an tetikte kalması gerekir.

  • Nasıl ki “demir” elementine bağlanacak “oksijen” sayesinde oksitlenme süreci başlıyorsa, demir olmayı seçenlerin hayatında da oksitlenme misali depresyon, üzüntü, gerginlik, endişe ve yaşam konforunda aksaklıklar olarak gösterecektir.

Altın;

  • Altın çok yumuşak bir haldedir. Bu yapısı sayesinde altına kolayca şekil verilebilir.

  • Altın en iyi iletlenlerden biridir. Üzerinden geçen elektriği (sinyali) kayıpsız olarak diğer tarafa iletir.

  • Altın dünyadaki en “hijyenik” elementtir. Oksijen çevresini sarsa da üzerinde tutunamaz.

  • Altının saflık derecesi artarsa, bu artışa paralel olarak altının yumuşaklık özelliği de artmaktadır. Bu yumuşak yapı, altının bu denli değerli bir madde olmasında en önemli etkenlerden birisini teşkil eder.

  • Altın elementi, doğada oldukça kararlı bir şekilde bulunur.

  • Altın elementinin sahip olmuş olduğu kararlı yapı bu elementin sudan ve havadan hiçbir şekilde etkilenmemesini sağlamıştır. Bu özellik de, altın maddesi için paslanma kavramının asla kullanılmamasına neden olmaktadır. Kararlı yapıdan dolayı meydana gelen paslanmazlık, bu elementin oldukça değerli olmasını sağlamıştır.

Şimdi tekrar cevap vermenizi rica ederim:

 

Altın mısın, yoksa Demir misin?

Bence hemen karar vermeyin.

Her insan biraz demir, biraz altın özellikleri taşır. Kimyasal olarak demirleri, altına çevirmek şu an mümkün olmasa da; hayatı daha anlamlı yaşamak için “demir” gibi olmuş duygularımızı, “altın” formuna dönüştürmek bizlerin elinde.

Bu dönüşüm için yapmamız gerekenler ise çok basittir. Her insan kendi menkıbesini yaşamak için dünyaya gelir ve kendi kaderini yaşar.

Dönüşüme inandığımız noktada ise yüreğimizin sesine kulak vererek ve işaretlerin diline bakarak evrenin gizemli dilini sezebilir ve içsel serüvenimizi tamamlayabilirsek demire benzeyen yönlerimiz, altına dönüşmeye başlamış olur.

Bir insanın “altın” formuna ulaşabilmesinin en güzel yolu, yüreğinin sesini dinlemesi ve işaretlerin dilini iyi anlamaktan geçmektedir.

Yüreğinizdeki iç sesi dinleyin. Yüreğinin sesini dinleyenler ve işaretlerin dilinden anlayanlar, demirden altına dönüşecek olanlardır.

Altınlarınız bol olsun!

Saygılarımla,

Uğur Durak